3.10.07

HOMORİKA 14

Cuma sabahıı, Yeşim okyanusa girme isteğiyle yanıp tutuştu, Tulay da istedii...Ben istemedim...Sonuçta gittik...Çıkarken Tuly'lerin evinin önünde fotoğraf da çektik...Gitmeden önce Pedonun annesi teyzeye uğrayıp laklak ettik ve vedalaştık...Çok şekeer bi teyzee :) Okyanus'a gidince ben oturdum kumsalda etrafı çektim felam...Yeşim de girdi biraz yüzdü...Tuly de girmedi ama Yeşim Bo Derekvari pozlar verdikçe onu çekti suyun içinde...Yeşim bi başka okyanusa daha girmenin verdiği gururla yanımıza geldi sonra...Esiodu lam üşüdüm ben...Şunlara da bakın siz...Neyse, ordan da kalktık geri döndük...Sonra ben evde kalıp Tulay'ın ipod'uyla ilgili gerekli düzenlemeri yaptım...Ayrıca bavulları da bir öyle bir böyle ölçtüm durmadan...Olmuo olmuo overweight olacaz kesin...Terden öldüm be...Kızlar da gezmeye gittiler gene...Kız tuly şu bilgisayarınızı değiştirin artık :) Akşam herkes geldi, bizi dışarıya yemeğe götürdüler bizi Pedoyla tuly :) Çok iyisiniz yaa :( Providence'a mı gittik nereye gittik bilmiom ki ben, dolaştık sokaklarda, sonra yemek yedik çok güzel bi lokantaya girip...Daha sonra bir cafe-bar gibi bir yere gittik, Tulay'ların Türk arkadaş çifti(evli demek istedim) arkadaşları da bara gelip bize katıldılar...Jack(Cenk) ve Jane Lane(Ceylan)...Çok şekerler...Hep beraber laklak ettik...Doktora mı yapıolardı arkadaşlar neydi, çoktandır Rhode Island'da takılıolarmış...Sanırım gizli kimyasallar üzerinde çalışıolar :) Aşağıda babayiğit Cenk ve yavru ceylanın resimlerini de bulabilirsiniz...Onlar da bizim arkadaşımız ne var :) Çok memnun olduk tanıştığımıza...Ama vakit de geldi di mi, yarın dönüyoruz memlekete, vedalaştık, yarın daha çok üzülücez tabii...Eve döndük bitkin...Biliyoruz ki yarın bu güzel günlerin en sonuncusu olacak...

HOMORİKA 13 - RI(CURSED) - BOSTANCI

Cuma'ya denk gelse tam olcaktı...Ne alakası varya...Perşembeee! seni hiç unutmicam perşembeee...Amerika'ya gelmeden önce dedim ki Tulay'a, new jersey'de six flagsa gidicem...RollerCoaster'a bincem...Hiç uraşma, masaşusets de allaaa var dedi onun ben seni götürürüm...Ohhh süper tabi...Perşembe günü bunun sırası geldi...Amerika'nın en güzel rollercoasterı felam denio bunun için...Hee, sabah kalktım bi hevesle, internetten bilet aldım...3 kişi için...120 dolar toplam...İsme alıosun biletleri bi de...Sonra kenarda schedule'a bi göz atın die bi link çıktı...Benim kadar paranoyak bi adam, hayatında ilk defa kontrol etmedi bişeyi...Hem de 3 kere de değil...1 kere bile kontrol etmedim...Yaz sezonu lam...Atladık arabaya yola çıktık...Ben çocuk gibi arkaya oturdum gene...Tülay arabayı vermedi Yeşim'e, uzun yola çıkıoz die...hatta dedi ki "hiç ceza yemedim, bi aksilik çıkmasın" :) Aksilik mi, benim ikinci adım...Bişii çok istiince olmuyo lam ben...Bu secret denen kitap külliyen yalan o bakımdan...Sokiim secret'a...neyse secret et...2 saatlik yolun son yarım saatine doğruuu, springsfield civarlarında, aynen filmlerdeki gibi, bi polis arabası peşimize takılıp ışıklarını yaktı...Kenara çektik...Aşırı hız! Elimize ticket tutuşturdu adam...hem de çalışma olan yerden hızlı geçtiğimiz için 2 katına çıkmış fine...Yani bir başka deyişle: 300 dolar...Very fine...Asabımız bozuldu...Ama böyle biter mi? bitmez...Niye? Çünkü koskoca Amerika'da en çok yapmak istediğim şey rollercoaster'a binmekti ya...Engeller önüme yığılıyor doğal olarak...Tülay cezayı ödemedi, mahkemeye gidip itiraz edicem dedi...Ama noooldu bilmiom...Tulyyy, noldu kız bu ceza :( Efenim, deavm ettik yola, asabımız bozulmasın dedik, öderiz bi şekilde...NewEnglanda geldik, six flagsin otoparkında bi tuhaflık var, zaten içeride de bi hareket yok...Dedim ki ben de,"bi de burası kapalı olsun tamam olsun"...Güvenlik görevlisi beni onayladı...Yani şimdi, tarihin en büyük döt olma ve moral bozukluğu olayıyla karşı karşıyayız de mi? Biletler elimizde patladı...İade edemioz...Üstelik kapıda promosyon amaçlı 20 dolarlık indirimlerden de verdiler... :) yanee, bi sonraki gidişimizde 20 dolara gidecektik..bühüüüüü :( Elimizde patladıııı....hepsi benim suçum...snif...fırk :( dışarıdan ancak borularını gördük sixflagsin...P.tesi kapanmış...sezon boyunca 2 ay daha sadece cuma cumartesileri açık olacakmış...gidip bi yerde bütün bunların üzerine bi soğuk su içeceğimiz yere birer kahve içtik...dedik ki c.tesi gunu geliriz bari buradan bostona gidip uçağa bineriz...nasıl olacaksa o kadar bavulla...Hayal işte, hatta bari ben gidiim dedim cuma tren felam da bulamadım viyviyy...Cumartesi günü Tülay'ın okulu başlıodu, hocası ilk gün die izin de vermedi viyyviyy...Kaldık mı ööle ortada :( Tülaycım da çok üzüldü benim için...Saolsun...Öğlen 2-3 olmuştu, biz de kalkıp Boston'a gidelim dedik bari...Acaip trafik falan da var...Noluo lam sevişiolar tv de...o ne be! ohaa! hee, neyse, gittik boston'a, trafik var, park yeri zor bulduk, yeşim'in çiş krizi tuttu gene, zorla bi bara soktuk gündüz baktı...Sonra quincy meydanında takıldık...Cheers diye bir dizi vardı ya...O dizideki bütün bar malzemelerini alıp cheers diye bir bar açmışlar....Orda oturup yedik yemek...Yeşim gene bütün dükkanlara girerik bizi delirtti...Tülay bile mağazaya gitmesini yasakladı be :) Hatta Yeşimin bi dükkandan çıkmasını beklerken aşağıdaki pozdan binlerce çektik sıkıntıdan...Boston bööle, avrupa gibi, gene de üniversite şehri, newyorkdan çok daha sakin ve temiz, bikaç yüksek binası da var, sıkıcı yane :) Standart evler, caddeler, stnadart insanlar...Fotoğraflara bakın ööle bi yer işte...Sonra gene trafiğe dalarak evimize götürdü bizi Tülaycım :) Arabaya binmeden önce gene Macy's mi ne vardı girip bi ayakkabı bi bavul aldım :) Gece geç vakitte Rhode Island'a varıp zıbardık...Pedo başımıza gelenlere güldü tabe :) Akıllı çocuk...Tüly, özledik biz Rhode Island'ı :(

HOMORİKA 11/12 - RI

Off çok işim var yazamaıom...Eğitimdeyim bu hafta bi de...Hayır burda kaç haftasonu geçirdim onları çok az yazicam sonradan...Salı Çarşambayı birlikte yazıyorum çünkü Çarşamba günü bütün gün evde oturdum...Neysem, salı sabah kahvaltısından sonra gene alışverişe gittik...TJMAXX, MARSHALLS gibi yerlere gidip bi sürü alışveriş daha yaptık...Kocaman ve ucuz yerler buralar, daha detayına girmicem...Her gittiğim yerden güneş gözlüğü, bavul, pantolon, tişört, ayyakkabı gibi şeyler aldım :) Bu arada Yeşim Amerika'da iyice alıştı araba kullanmaya, benzini bile kendi almaya başladı :) Bıdık :) Bol bol alışverişten sonra Providence'a gittik...Orada da bizim Metrocity gibi bi yer vardı...Tülay bizi "Cheesecake Factory" denen bi yere götürdü, alışveriş merkezinin altında...Yemekler harika, servis mükemmel, fiyatlar çok uygun...Son derece memnun kaldık...Daha sonra alışveriş merkezine daldık...Bir müddet kızlarla takıldıktan sonra ayrılıp kendim dolaştım...Çizgiromancı, oyuncakçı gibi yerleri gezdim...En güzeli ise "Barnes and Nobles" isimli dev kitapçıydı...Yok o kadar da değil...Tülay'ların ordaki çok daha büyüktü...Neyse burası da harika bi yerdi...Bayaa bi inceledim...Pedo'ya gene kitap hediye ettim..."Dante Equation"...Umarım okur aldığım kitapları :) Sonra kızları Macy's de buldum...Alışveriş merkezinin kapanmasına dakikalar kala son alışverişleri yaptı Yeşim o günlük :) Sonra basıp eve gittik...Oh be...Acaip yorulmuşum...
Çarşamba günü kızlar gene alışverişe çıkarken, ben direnip evde kaldım...Pedo da işte tabii...Öncelikle Tülay'a daha önce hediye edilmiş olan 4GB'Lık ipod nanoyu kurma görevi verdiler bana...Tülay'ların ultra-yavaş PC'sine Itunes kurdum...Disklerinde de yer yok zati :) Neyse daha sonra baktım olmicak, zati mp3leri de yok, bi program bulup yeşim'in IPOD'undan Tülay'ınkine aktarım yaptım...Mis gibi çalıodu hepsini...Gel gör ki, bu sefer de Itunes'dan sync edemiom cihazı...Ben de bu sefer Nuray'ın notebook'una başka bir program kurarak Tülay'ın ipoduna daha önce attığım şarkıları attım...Sonra firmware upgrade'i ve bir takım kurcalamalarla, bi de format tamam...Tekrar pc'den itunes ile yükledim bütün şarkıları...(yaw bu kısmı sanırım Cuma tamamladım)...Trajik olaylar serisi bu noktadan itibaren başlıyor sevgili okuyucularım...Söylemesi ayıptır, aldığım hd kamerayla bi sürü çekim yapmıştım ya, dedim onun da programını kuriim...Sony picture motion browser diye bir program veriyorlar, bu program avchd isimli sony'nin hd sıkıştırma tekniğini anlayıp dvdye bile yazabiliyor...Bu durumda bunu sadece bluray playerlarla oynatabiliyorsunuz tabii ama onun için de sony ps3 aldım...Amma gelim görün ki, Tülay'ların pc çok yavaş, Nuray'ın notebook'unda ise cdrom yok...Sadece dosyaları usb ile notebooka atabildim ancak bi işe yaramıo tabii ki...Neyse bi kenara koydum application cd'sini...Bunu bi kenara not alın...Akşam kızlar geldi, Pedo da geldi...Çin yemeği yedik...Kızlar alıp eve getirmiş...Fena değildi normalde çok sevmem ama...Sonra da biz Pedo'yla Pedo'nun futbol maçına gittik...Halı saha maçı vardı lam :) Üstü kapalı bi tesis, voleyboli hokey, futbol ne ararsan var...Ciddi ciddi takımlar var maç ediolar hakemler felam var....Pedo da çok güzel oynadı...Arada bi kaç lavuk tip vardı herkese baarıolardı sinir oldum...Fekat yanımda maçı izleyen meksikalı tipler vardı çok komiktiler...Herşeye kahkahalarla gülüolardı lam :) Kaleci sakatlandı ona bile güldüler...Ayılar :) Sonra eve dönüp yattık... :) Amerika değişik bi yer vesselam :)

27.9.07

HOMORİKA 10 - RI

ben sana gülüüüm demem...gülün ömrüü az olurr! Aaa, canlı yayındaymışız yaw tüh...Rezil olduk cümle aleme...Neyse derin geyiklere dalmadan hemen konuya atliim...Bu hafta içi tam olarak ne gün ne yaptığımızı hatırlamıyor olsam bile, elimden geldiğince sallamaya çalışacağım...Bu P.tesi, labor day- işçi bayramı sebebiyle tatil olduğu üçündür ki, Pedo cancaaıızım hala evdeydi bizimle...Sabah gene Tülay'ın muhteşem kaavaltısını yedikten sonra oturduk plan yaptık...Mı acaba? Kızlar tjmaxx ya da marshalls ve de ev alışverişi için biryerlere gittiler sanırım....Ben evde kaldım Pedo'yla...Pedo uyudu bol bol, ben de elektronik oyuncaklarla oynadım...Sonra Pedo'yla kalkıp büyük bir book store'a gittik...Ne güzel bi yer lam, kocaman, içinde starbucks var, kitabı beenion, kaaveni alıon okuon sonra...İstersen geri bırak kitabı...Bütün heryeri iyice gezdikten sonra kahve aldık, ben Greg Iles'in "Mortal Fear" adlı kitabını alsım okumak için; felsefe, metafizik, gizem gibi konularla ilgilenip bana hergün burçlarla ilgili konferans veren Pedo'ya da en beğendiğim kitap olan Elizabeth Kostova'nın "Historian" adlı kitabını aldım...Türkçesini okumuştum tabii defalarca, ingilizcesini alıp hediye ettim Pedo'ya...Kızlarla bu kitapçıda buluşacaktık....Neysem, kitapları okurken uyuyakalmışız, artık ne kadar uyumuşsak, kızlar gelip bizi uyurken buldular...Fotomuzu da çektiler bi güzel...Aa ben uyumuyomuşum kitaba dalmışım :)...Kafe kısmı ve kitapçının bi kısmı böyle...En sonunda hayalimdeki yeri buldum be :)...Kızlar geldi, iki laklak, kakara kikiri, sonra efem, Tülay'ın arabasını bu merkezin otoparkında bırakıp, Pedo'nunkiyle NewPort denen bi yere gittik...Gene yeşillikler içinde gidip yeşillikler içinde döndük tabiii ki...Muazzam bi yer...Adaları birbirlerine bağlayan köprüler var çok güzel...
Newport da çok önemli bir liman, ve baya bi zenginler yaşıo sanırsam burda...Kıyı şeridinden basıp önce adanın diğer yüzündeki sessiz ve tarihi konakların oralardan geçtik...Hava çok güzeldi...Çimlere yatırdım Yeşim'i :)...Bu anlar kameraya kayıtlı ama yayınlıyamayacağım maalesef :) Pedo çekim yaparken extra para istedi lam :) Neyse, hafif güreşimsi şakamdan sonra, koşturup adanın başka bir tarafına, güneşin batışını izlemeye gittik...Bunu en çok isteyen Yeşim'in gene çiş krizi tutunca yarım kaldı herşey :) Sonra Newport'un merkezine gidip dolaştık, arabayı 3 saatliğine bi yere parkettik...Yemek yicek yer aradık, bulduk, yedik, ve hediyelik eşyalar felam aldık dostlara...Akşam da tımbır tımbır döndük, geyik yapıp yattık walla...Acaip yorulmuşuz...
NOT: yolda giderken bi konu hakkinda Pedo'ya "Pedo senin ....in sağolsun" dedim...Kızlar da arkadan gülüştüler bak ne dio die...2 sene istanbul'da yaşamış olan Pedo'nun komik amerikan aksanıyla verdiği cevap ise takdire şayandı: "Siz de bereketini görün!"... :) Bişi demiorum artık...

24.9.07

HOMORİKA 9 - RHODE ISLAND(YOL AYRIMI)

Uzun bir süre ev ortamında uzak kalınca, eve benzeyen herhangibir yerde kalmak insana iyi gelir...Eh biz, gerçek bir evde kaldık...Hem de misafirperverliğin en yüksek derecede olduğu bir evde...Bebekler gibi mışıl mışıl uyuduktan sonra, sabah kalkıp, Tülay'a haftalardır gelen elektronik siparişlerini, etrafa yayılmış veya bodrum katına kaldırılmış şekilde bulup, hepsini yatağın üzerine istifledim...Bak, ya...Internetten sipariş verirken çok fazla gözükmüo de mi? Bi de beni kutuların içinde görün!Genel bir kutu ve malzeme kontrolünden sonra, herşey olacağına varır deyip, çok da fazla ben bunları nasıl taşıyacağım triplerine girmedim...Aslında hergün girecem bu tribe ilerleyen günlerde ama, Tülay'ın hazırladığı ve acaip özlemiş olduğumuz Türk kahvaltısını görünce, bilinen bütün orfinle biten hormonları salgılayıp masaya oturdum...O neydi be...Tabii biz burdan giderken arkadaşlarımıza hediye aldık, güzel bir mumluk, çay çukulata, istanbul konulu bi tişört...Sağolsun Pedo bi kenara attı aldığımız tişörtü, onu da bulamayanlar var pedooo :=)...Neyse, nefis kavaltıyı bi yapmışız...Ohh be, Tülay bir numara...Efendim tıpkı waterfire olayında olduğu gibi, arada bir yapılan diğer bir aktivite olan Türk pikniği olayına da dank diye denk gelmiş bulunuyoruz bu Pazar günü...Ne ballıymışız be...Gene etraftaki ormanların birinin içinde bir yerde Türk-Amerikan kültür derneğinin Rhode Island müessesi piknik düzenlemiş gittik kavaltıdan sonra...Bir sürü Türk arkadaşla tanıştık...Çoğu doktora felam yapio, çok önce gelmişler, ayrıcana da iş bulmuşlar, yerleşmişler oraya, çocuk bile yapmışlar...Fotoğraftaki arkadaşımız Aslıhan(kendisi yeni anne olur) Yeşim'le bol bol muhabbet etti, bir daha görüşecektik Aslıhan'la ama program yoğunluğundan nasip olmadı...Selam sölüoz burdan kendisine :) Piknikte açık büfe herkes bişiler yapmış getirmiş, Tuly'de patlıcan yapmıştı, en çok onunki kapış kapış gitti, herkes göğsüne ismini yapıştırdı, çekilişler oldu, tabiii herkes birbirini tanıo, biz de tanıştık, çok sevdik hepsini, hepsi okumuş çocuklar, ama maalesef çoğu arkadaşın ismini hatırlamıyorum...Ama hepsini çok sevdim ben şahsen...Birşeyler bulup tıkındık...Voleybol maçı etti millet...Pedo'nun abisi Eric geldi kocaman arabasıyla...Kendileri anestezi uzmanı olup, yanında eşi ve 2 tane bıdık çocuğu vardı...Çocuklar uzun süre arabada arkada koltuklarında uyudular...Arabadan bol bol bira ve gitar çıktı...Eric takıldı, şarkılar söyledi, bana da verdiler gitarı ben pek bişi yapamadım, söliemiom ama derdimi anlatamıom...Neyse bi ara sıyırdık da daha beteri de gelecek akşam...Gayet samimi bir ortamda geçen piknikte, okyanus kıyısına inip orda da gezdik, zaten dibiydi denizin...Yeşim, Eric'in çocukları Oliver ve Charles ile bol bol oynadı...Çok şekerler yaw bıcır bıcır...Tülay tabii ışıl ışıl enerjisiyle gene herkesin ilgi kaynağı oldu...Herkesle çok iyi anlaşıo Tuly, çenesinden olsa gerek :) Neyse, ordan çıkıp devam ettik, zira Tuly'nin kayınvalidesinin evine barbeküye davetliyiz akşam...E yolda durduk, alışveriş merkezine girildi, mısır ve ıstakoz alındı...Bu ıstakozlar canlı canlı pişirilip yencek...Allam, yeşim depresyona girdi tabii...Neyse, acaip ucuza bu olayı da kapadıktan sonra, Pedo'nun aneysinin evine gittik...Ev tabii müstakil, ama bahçede mi müstakil olur kardeşim...Bizim burda 2-3 blokluk site dikerler o kadar yere...Biraz sıkışık olur ama olsun...Muazzam bi arka bahçe, geniş, çim, çok sevdik...Efendim, Pedo'nun annesi Elizabeth(Betty) çok şeker bir kadın, bizimle çok ilgilendi muhabbet etti, ki kendisine daha sonra da uğradık zaten...En büyük abileri Steven ve annesini masada oturuken görüyorsunuz...Steven arkadaşımız, bizimle tanıştıktan sonra ve yemeğe daha çok vakit olmasına rağmen, ufak ufak herşeyi tırtıklamaya başladı...Gözucuyla izledim, dedim ki tamam bu akşam yemekte bayaa bi saldırı olacak....Ama ilerleyen vakitler gösterecek ki esas tehlike Steven değil...Kendileri gayet sessiz, sakin ama canayakın bir insan...Her neyse, Eric kardeşimiz, ismi insana erik'i hatırlatsa da, hani bööle minimal bişeyler gelio insanın aklına, az yer diye beklersiniz di mi psikolocik olarak...Naaaaaah afedersin...Anlatıcam sonra...Bildiklerimi anlatsam ABD sallanır be :) İşte bu Eric varya bu Eric, eğlenmemiz için bööle tenise benzeyen bişi var ya, mahalle aralarında oynardık küçükken, onlardan almış...Onun ağını ve çubuklarını gerdik arka bahçede...Çoluk çocuk tenis oynadık, top oynadık...Etler için koca bir barbekü, lapsterlar için ayrı...Mısırlarda içeride kaynadı sanırsam...Yemeğe kadar tabii yemek pişirilmesi, masa hazırlanması, oyun oynanması, muhabbet edilmesi ile geçti...Pedo, çocuklara karşı aşırı ilgili, ama kendisi yapmıo bi tane...Sırf çene kerata :) Gitar da tutuşturdular elime bi ara yemek hazırlanırken herkes bişilerle uraşıo alakasız....Resimlere bir bakın, Pedo, labster yarıştırıo, Eric cehennem kapısında bekçilik yapıo, Yeşim cehennemden, ben ise tuly den kaçıom...Kaçabilmişim ama sıvışmak kolay bu saatlerde...Peki güzellerimiz, Tülay ve Yeşimin ortasındaki, Eric'in eşi, yüzü sürekli gülümseyen bir diğer güzel olan Leslie'ye de bir bakın...Yüzü sürekli gülen bir anne kendisi :) Bir de güzel Peggy ablamız var, ama onun fotosu yok maalesef...Peggy de çok iyiydi bize karşı...Ve tabii isimlerini hatırlayamadım ama çocukları olan bir çift daha vardı...

Mısır denen yaratık amerikada nefis tatlara erişebiliyor arkadaşlar...Bu kadar mı güzel olur...Masaya geldi bol bol yedik...Istakoz olayını midelerinize nüfuz ederek anlatmak istiyorum...Bu ıstakozlar canlı canlı pişirildikten sonra, Eric kardeşimiz vahşilikte sınır tanımadığını göstererek bize iç dünyasını açtı...Onu açarken ıstakozun da iç dünyası gözler önüne serildi haliylen...Eric, Istakoz böyle yenir diyerek ortadan ikiye ayırdı zavallı yaratığı...İçinden bööle garip bi sıvı aktı....Neyse orası yenmez burası yenmez dedi, kendisi çıplak elleriyle parçalaya parçalaya 4 dene felam ıstakozu, 4 dene mısırı mideye indirdi...Ama o kadar enerjik bir arkadaş ki...O kadar da belli etmiyo kilosunu...Bu arada bu dediğim düzenli yemeler değil...Konuşuyor, bi ondan bi ondan ısırıyor, ağzı sürekli açık :) alaym biz nereye düştük derken, ıstakoz üzerindeki ilk sortimiz başarısız oldu...Zaten biz kıramadık, Eric kırdı bizim istakozu da...hertarafımız o garip sıvıdan oldu...Biz yiyemedik...Beef getirdi arkadaşlar...Bi beef bu kadar mı kalın olur yaw...Kocaman bişiiidi...Doydum onla zaten...Ama Eric gene elleriyle araya 2-3 tane de biftek koydu...Yaw, demem o ki, Oğuzhan bile bu kadarını yapamaz...Haa belki yapar, ama en azından yediği şeylere karşı belirli bir sempatisi vardır...Eric yediklerini düşman bellemiş, kontrolden çıkmış bi vaziyette, Yeşim'le benim ürkmüş bakışlarımıza aldırmadan doğal ihtiyacını gidermeye devam etti...Herkesin tabağında da ne kaldıysa sildi süpürdü...Ailesi hiç yadırgamıyor ama :) Alışmışlar zair :) Ben mide fesatı geçireceğini düşündüm ama arkadaşta tık yok...Neyse, yemekten sonra masa toplandı, Eric gitar çalmaya başladı, Pedo topacı ısrarla sen de çal dio, ben de istemiom çalmak, ki gayet doğal çünkü "bi gitar al eline şarkı sööle millete" kabiliyeti yok ben de...Zaten sesim olsa çoktan albüm yapardım...Yok, sevgili karım da beni satınca elime gitar tutuştudular, utangaç olduğumu düşünüolar ama, kabiliyet yok, ulam olsa havamı atarım be çalıp...Zaten Eric country çalıp duruo, ben de aldım olmasa mektubun'u çaldım gitarı elimden aldılar dayanamayıp...Beni rezil eden ve sonra da dalga geçen karıma ve beni kurbanlık koyun gibi herkesin önüne atan pedo'ya burdan teşekkür ederim...Neyse ki evden kovmadılar bizi...PEDOOO, every man has his way cnm! :) sen gel de buraya bi, sen de gitar çalıodun di mi? Du ben sana buranın en büyük barında bi konser ayarliim...Ööle konuşmakla olmaaaz, herkese onu yap bunu yap dicen, sonra da oturup "I'm not doing this, I'm not going there" herşeye itiraz...Yerler olm adamı...Bittin sen :) Bakalım danışmanlığını yaptığın konularda ne kadar iyisin...Şeker çocuk :) yengeç seni :) bi gel de Türkiye'ye intikamım acı olacak...Eline elektro gitar verip Free Bird'in solosunu çal dicem...Sen de "aa ben 3-5 akor biliom" dicen...Eee kendine güven, çok utangaçsın felam dicem....Seni gidi işgillibüzittingil seni :) Seni Tülay'a havale ediorum :) bu akşamın dumuru da buydu efem...Kalktık evimize gittik sonra tabii, herkesle vedalaştık, bu iyi insanların arasından ayrılmak, sıyrılıp gitmek kolay değil, ama önümüzde bir tatil var tamamlanması gereken, hernekadar, tülay "işte bunlar benim kayınlarım" dediğinde, sabırlar dilediysem de sana, ortaya sölediğim bir laftı biliosun :) İyi ki varlar kızım, kızımız için üzülmemize gerek yok...Emin ellerde orda biliyoruz artık(gene de pedo'ya bi patlat şööle içimden geldi) :)Eh, yaza yaza bitmez yazılar, bitirmeye karar vermek lazım...Bu harika akşamın ardından bizi ağırlayan bu sevgi dolu insanlara da birkaç kelime etmek isterim kendi lisanlarında, yüksek müsadelerinizle...


My main work was to smoke near the rear window in the days following your fascinating family-party...I spent most of my days smoking...But while I smoke, I always think on"Not to be mentioned" subjects, but as far as I remember, I was very deppressed and tired of walking 7 days in Manhattan, so a good and warm family house would be perfect against what Manhattan had taken from me...That took me to a point where I can seriosly think(thats very rare) about what I really got from my vacation...Yes, it was good to see Manhattan, high buildings, the green miles, forests, lakes of Rhode Island and how the richer-from-the-rest-of-the-world people live...But better than that, I liked the idea and result of meeting you, joining a perfect dinner with you guys, and even it's too little, knowing you...That was very kind of you and I(we) really appreciate that...So that was perfect for me, not just watching the people outside, but actually being one of them...Me and my wife want you to be sure that, if anyone of you has a chance to come and visit Turkey, you'll see the reflection of what we've been and felt through your company...

So, Erriic, I know you're hungry right now, but keep it simple while eating...That's one thing we may not be able to support you if you become our guest one day :) Keep on singing...You're good at it...

Steven and Peggy, I was so much silent and Eric was so loud that I couldn't make a way to speak much with you...But I remember you Peggy as a beauiful and strong woman that's going on her way...And Steven, you were mostly thinking, if there's something making you unhappy, just remember that nobody is hundred percent happy anyway :) And stop eating before the dinner is set :) cok ayip :)

Leslie, thank you so much for everything, keep your shiny smile...You're a perfect mother and your kids are very cute :)

Betty, our mama in US :) Thanks for inviting us to dinner, and for those warm hugs...Please give us a call if you visit Turkey for Kapadokya...

Pedoyla Tulay size bisi demiorum, sonra dicem tabe...Yaw omzuna bi cak abla su cocuun canim cekti :)

Sonra gittik yattık :)