Çarşamba günü kızlar gene alışverişe çıkarken, ben direnip evde kaldım...Pedo da işte tabii...Öncelikle Tülay'a daha önce hediye edilmiş olan 4GB'Lık ipod nanoyu kurma görevi verdiler bana...Tülay'ların ultra-yavaş PC'sine Itunes kurdum...Disklerinde de yer yok zati :) Neyse daha sonra baktım olmicak, zati mp3leri de yok, bi program bulup yeşim'in IPOD'undan Tülay'ınkine aktarım yaptım...Mis gibi çalıodu hepsini...Gel gör ki, bu sefer de Itunes'dan sync edemiom cihazı...Ben de bu sefer Nuray'ın notebook'una başka bir program kurarak Tülay'ın ipoduna daha önce attığım şarkıları attım...Sonra firmware upgrade'i ve bir takım kurcalamalarla, bi de format tamam...Tekrar pc'den itunes ile yükledim bütün şarkıları...(yaw bu kısmı sanırım Cuma tamamladım)...Trajik olaylar serisi bu noktadan itibaren başlıyor sevgili okuyucularım...Söylemesi ayıptır, aldığım hd kamerayla bi sürü çekim yapmıştım ya, dedim onun da programını kuriim...Sony picture motion browser diye bir program veriyorlar, bu program avchd isimli sony'nin hd sıkıştırma tekniğini anlayıp dvdye bile yazabiliyor...Bu durumda bunu sadece bluray playerlarla oynatabiliyorsunuz tabii ama onun için de sony ps3 aldım...Amma gelim görün ki, Tülay'ların pc çok yavaş, Nuray'ın notebook'unda ise cdrom yok...Sadece dosyaları usb ile notebooka atabildim ancak bi işe yaramıo tabii ki...Neyse bi kenara koydum application cd'sini...Bunu bi kenara not alın...Akşam kızlar geldi, Pedo da geldi...Çin yemeği yedik...Kızlar alıp eve getirmiş...Fena değildi normalde çok sevmem ama...
3.10.07
HOMORİKA 11/12 - RI
Çarşamba günü kızlar gene alışverişe çıkarken, ben direnip evde kaldım...Pedo da işte tabii...Öncelikle Tülay'a daha önce hediye edilmiş olan 4GB'Lık ipod nanoyu kurma görevi verdiler bana...Tülay'ların ultra-yavaş PC'sine Itunes kurdum...Disklerinde de yer yok zati :) Neyse daha sonra baktım olmicak, zati mp3leri de yok, bi program bulup yeşim'in IPOD'undan Tülay'ınkine aktarım yaptım...Mis gibi çalıodu hepsini...Gel gör ki, bu sefer de Itunes'dan sync edemiom cihazı...Ben de bu sefer Nuray'ın notebook'una başka bir program kurarak Tülay'ın ipoduna daha önce attığım şarkıları attım...Sonra firmware upgrade'i ve bir takım kurcalamalarla, bi de format tamam...Tekrar pc'den itunes ile yükledim bütün şarkıları...(yaw bu kısmı sanırım Cuma tamamladım)...Trajik olaylar serisi bu noktadan itibaren başlıyor sevgili okuyucularım...Söylemesi ayıptır, aldığım hd kamerayla bi sürü çekim yapmıştım ya, dedim onun da programını kuriim...Sony picture motion browser diye bir program veriyorlar, bu program avchd isimli sony'nin hd sıkıştırma tekniğini anlayıp dvdye bile yazabiliyor...Bu durumda bunu sadece bluray playerlarla oynatabiliyorsunuz tabii ama onun için de sony ps3 aldım...Amma gelim görün ki, Tülay'ların pc çok yavaş, Nuray'ın notebook'unda ise cdrom yok...Sadece dosyaları usb ile notebooka atabildim ancak bi işe yaramıo tabii ki...Neyse bi kenara koydum application cd'sini...Bunu bi kenara not alın...Akşam kızlar geldi, Pedo da geldi...Çin yemeği yedik...Kızlar alıp eve getirmiş...Fena değildi normalde çok sevmem ama...
27.9.07
HOMORİKA 10 - RI
Newport da çok önemli bir liman, ve baya bi zenginler yaşıo sanırsam burda...Kıyı şeridinden basıp önce adanın diğer yüzündeki sessiz ve tarihi konakların oralardan geçtik...
NOT: yolda giderken bi konu hakkinda Pedo'ya "Pedo senin ....in sağolsun" dedim...Kızlar da arkadan gülüştüler bak ne dio die...2 sene istanbul'da yaşamış olan Pedo'nun komik amerikan aksanıyla verdiği cevap ise takdire şayandı: "Siz de bereketini görün!"... :) Bişi demiorum artık...
24.9.07
HOMORİKA 9 - RHODE ISLAND(YOL AYRIMI)
Mısır denen yaratık amerikada nefis tatlara erişebiliyor arkadaşlar...Bu kadar mı güzel olur...Masaya geldi bol bol yedik...Istakoz olayını midelerinize nüfuz ederek anlatmak istiyorum...Bu ıstakozlar canlı canlı pişirildikten sonra, Eric kardeşimiz vahşilikte sınır tanımadığını göstererek bize iç dünyasını açtı...Onu açarken ıstakozun da iç dünyası gözler önüne serildi haliylen...Eric, Istakoz böyle yenir diyerek ortadan ikiye ayırdı zavallı yaratığı...İçinden bööle garip bi sıvı aktı....Neyse orası yenmez burası yenmez dedi, kendisi çıplak elleriyle parçalaya parçalaya 4 dene felam ıstakozu, 4 dene mısırı mideye indirdi...Ama o kadar enerjik bir arkadaş ki...O kadar da belli etmiyo kilosunu...Bu arada bu dediğim düzenli yemeler değil...Konuşuyor, bi ondan bi ondan ısırıyor, ağzı sürekli açık :) alaym biz nereye düştük derken, ıstakoz üzerindeki ilk sortimiz başarısız oldu...Zaten biz kıramadık, Eric kırdı bizim istakozu da...hertarafımız o garip sıvıdan oldu...Biz yiyemedik...Beef getirdi arkadaşlar...Bi beef bu kadar mı kalın olur yaw...Kocaman bişiiidi...Doydum onla zaten...Ama Eric gene elleriyle araya 2-3 tane de biftek koydu...Yaw, demem o ki, Oğuzhan bile bu kadarını yapamaz...Haa belki yapar, ama en azından yediği şeylere karşı belirli bir sempatisi vardır...Eric yediklerini düşman bellemiş, kontrolden çıkmış bi vaziyette, Yeşim'le benim ürkmüş bakışlarımıza aldırmadan doğal ihtiyacını gidermeye devam etti...Herkesin tabağında da ne kaldıysa sildi süpürdü...Ailesi hiç yadırgamıyor ama :) Alışmışlar zair :) Ben mide fesatı geçireceğini düşündüm ama arkadaşta tık yok...Neyse, yemekten sonra masa toplandı, Eric gitar çalmaya başladı, Pedo topacı ısrarla sen de çal dio, ben de istemiom çalmak, ki gayet doğal çünkü "bi gitar al eline şarkı sööle millete" kabiliyeti yok ben de...Zaten sesim olsa çoktan albüm yapardım...Yok, sevgili karım da beni satınca elime gitar tutuştudular, utangaç olduğumu düşünüolar ama, kabiliyet yok, ulam olsa havamı atarım be çalıp...Zaten Eric country çalıp duruo, ben de aldım olmasa mektubun'u çaldım gitarı elimden aldılar dayanamayıp...Beni rezil eden ve sonra da dalga geçen karıma ve beni kurbanlık koyun gibi herkesin önüne atan pedo'ya burdan teşekkür ederim...Neyse ki evden kovmadılar bizi...PEDOOO, every man has his way cnm! :) sen gel de buraya bi, sen de gitar çalıodun di mi? Du ben sana buranın en büyük barında bi konser ayarliim...Ööle konuşmakla olmaaaz, herkese onu yap bunu yap dicen, sonra da oturup "I'm not doing this, I'm not going there" herşeye itiraz...Yerler olm adamı...Bittin sen :) Bakalım danışmanlığını yaptığın konularda ne kadar iyisin...Şeker çocuk :) yengeç seni :) bi gel de Türkiye'ye intikamım acı olacak...Eline elektro gitar verip Free Bird'in solosunu çal dicem...Sen de "aa ben 3-5 akor biliom" dicen...Eee kendine güven, çok utangaçsın felam dicem....Seni gidi işgillibüzittingil seni :) Seni Tülay'a havale ediorum :) bu akşamın dumuru da buydu efem...Kalktık evimize gittik sonra tabii, herkesle vedalaştık, bu iyi insanların arasından ayrılmak, sıyrılıp gitmek kolay değil, ama önümüzde bir tatil var tamamlanması gereken, hernekadar, tülay "işte bunlar benim kayınlarım" dediğinde, sabırlar dilediysem de sana, ortaya sölediğim bir laftı biliosun :) İyi ki varlar kızım, kızımız için üzülmemize gerek yok...Emin ellerde orda biliyoruz artık(gene de pedo'ya bi patlat şööle içimden geldi) :)Eh, yaza yaza bitmez yazılar, bitirmeye karar vermek lazım...Bu harika akşamın ardından bizi ağırlayan bu sevgi dolu insanlara da birkaç kelime etmek isterim kendi lisanlarında, yüksek müsadelerinizle...
My main work was to smoke near the rear window in the days following your fascinating family-party...I spent most of my days smoking...But while I smoke, I always think on"Not to be mentioned" subjects, but as far as I remember, I was very deppressed and tired of walking 7 days in Manhattan, so a good and warm family house would be perfect against what Manhattan had taken from me...That took me to a point where I can seriosly think(thats very rare) about what I really got from my vacation...Yes, it was good to see Manhattan, high buildings, the green miles, forests, lakes of Rhode Island and how the richer-from-the-rest-of-the-world people live...But better than that, I liked the idea and result of meeting you, joining a perfect dinner with you guys, and even it's too little, knowing you...That was very kind of you and I(we) really appreciate that...So that was perfect for me, not just watching the people outside, but actually being one of them...Me and my wife want you to be sure that, if anyone of you has a chance to come and visit Turkey, you'll see the reflection of what we've been and felt through your company...
So, Erriic, I know you're hungry right now, but keep it simple while eating...That's one thing we may not be able to support you if you become our guest one day :) Keep on singing...You're good at it...
Steven and Peggy, I was so much silent and Eric was so loud that I couldn't make a way to speak much with you...But I remember you Peggy as a beauiful and strong woman that's going on her way...And Steven, you were mostly thinking, if there's something making you unhappy, just remember that nobody is hundred percent happy anyway :) And stop eating before the dinner is set :) cok ayip :)
Leslie, thank you so much for everything, keep your shiny smile...You're a perfect mother and your kids are very cute :)
Betty, our mama in US :) Thanks for inviting us to dinner, and for those warm hugs...Please give us a call if you visit Turkey for Kapadokya...
Pedoyla Tulay size bisi demiorum, sonra dicem tabe...Yaw omzuna bi cak abla su cocuun canim cekti :)
Sonra gittik yattık :)
20.9.07
HOMORİKA 8 - NY / RI
ya peki, lalkak ettiğim siyahi arkadaşa ne demeli? Kendisi şehir turu otobüsüne müşteri toplamaya çalışıyor sokakta, Türkiye'li olduğumu öğrenince Avrupa Birliği - Türkiye ilişkileri üzerine bir konuşma yaptı....Okuyomuş efem :)
peki güneşlenen güzellerimiz, ayrılamayan ikili?
Sonra dönüşte, tekrar Times Square'den geçmek zorunda kaldık tabii...Acıkmış bunlar, ben gidelim diyorum, ı-ıh...TGI Friday's e girdik, ne kadar mutluyum hala NY'da olduğumuz için yüzümden anlayabilirsiniz...
HOMORİKA 7 - NEWARNEYORK
-"Ulam 250 YTL'ye felam gelio söylediğin şey aliim mi?
-"EEE OLUYO MUYMUS?"
-"ÖÖÖLE DİO ADAM"
-"AL"
dedi ve kapattı...Kapattı kapatmasına da, ben gene de bu satıcıya güvenmedim, içime bi kuşku düştü, gidiim bi daha konuşiim dedim şu adamla, gittim şööle güzelcene bi kızla ilgilenio, ben de yanındaki görevliye gittim...Dedim ki, "bak kardeş, yandaki arkadaş benim için bi lens hazır etmişti, onu ver de bana, ama emin olamadım ben olur mu olmaz mı diye"...Adam dedi ki "which model?"..."Höff" dedim, "panasonic gs500"..."Aha lam" dedi bana yandaki kızı gösterip..."Aaa" dedim, "bu mu panasonic gs500, şimdi bu lens buna girer mi?"..."O deil lam maynak, elindeki kameradan bahsediom" diye reply etti bana adamcaiz...Aa baktım, kız elinde Kerem'inkinden tutuyo(kamerasından :)), aynısı, üstelik geniş açı lens alıo, bi tane de ona vermek üzerelermiş aynı benim istediğim lensten...Kızı işgillendirip denettirdim orda, girdi...Ben de verdim parasını gönül rahatlığıyla :) Lensin parasını...Ee, işte bööle, sonra baktım Yeşim mesaj atmış, seni bulamadım otele gidiom diye, kaybolmuşuz orda, ben de otele döniim dedim, bizim otele kampanya yapmışlar, bu bh güzel bi çanta verdi hediye olarak, ama onu Rhode Island'da bırakmak zorunda kaldım yer kalmadı abicim :) Zaten nerden alışveriş yapsan bi çanta hediye ediyolar...Neyse otele gittim, sıçtım falan, Yeşim'le kuzeye doğru yürüyüşe çıktık...Yolda yürürken aşağıdaki otoparkı gördüm...alla alla?...
19.9.07
HOMORİKA 6 - NEWARNEYORK
Sonra bir italyan kafesine girdik...Kafe, kafes değil...Portakal suyu içip pasta yedik, ancak içeride Türk müziği çalıyodu, belli ki karışık bi kaset, Sezen Aksu, Göksel felam...Sorduk nedir diye, bilmiom dedi kasiyer kız...Neyse midemiz bayram ettikten sonra, dolaşıp durduk gene amaçsızca...
Ondan sonra otele gittik, daha erkendi vakit, ama ben bi daha dışarı çıkamadım...Çizgi Roman okurken uyumuşum...Yeşim çıkıp dolaşmış 2 saat daha, sonra bana yemek getirmiş, uyandırdı, yemek yedim, tekrar yattım...Ohhh be...Zıbar 6...
