14.9.07

HOMORİKA 3 - NEWARNEYORK

Yaw, sonra anlatıcam da detayları, yeni aldığım kameramla baya bi uraşmam gerekio, niyesini sonra sölicem...O yüzden zaman bulamıom yazmaya sabırlı olun ama biraz canım siz de...P.tesi günü, insanlık için küçük, Yeşim için ise büyük bir adımdı...Benimse umurumda değildi adımın ebadı...İstanbul'dayken US OPEN day session'a bilet almıştım bugün için(http://www.ticketmaster.com/)... Yeşim havalara uçmuştu çünkü tam bir tenis delisidir...Yıllarca da oynamış ama deli olduğunu anlayınca kovmuşlar sahalardan :) saat 11:00 ile 19:00 arasında day session oluo, 3 maç oynanıyo hepsini izliyosunuz...Eşek stadımıydı neydi Queens'i felam geçionuz orda...Dana gibi bi tenis komplexi, bu eşek stadı merkez kort, sonra louis armstrong stadı var biraz daha küçük, bi de irili ufaklı bi sürü stad var, sanırım herkes soyluluk derecesine göre seçilio bu stadlara...Neyse işte o sabah kalktık, aynaya baktık, aradık, taradık, bağırdık, çağırdık, bilii bilii biliii bilii gaah gaah küpeliii horozuuuumm...Noluo be! Kaltık diyom o sabah, Times Square'in ordan subway'e binip gitcez...Giderken Metro Cafe'de kahvaltı yaptık...Walla daha başında olayın hemen kahve delisi olduk yaw...Her sabah kahvecilerde kahvaltı...Hızlı bir şekilde "tuu tool latttes tuuu geyblıııs vit çiiiz" demezsen kızıolar...Adamların işleri var canım...Kahvaltıdan sonra acaba sıçasımız gelse ne olur, subwaye sıçılır mı, subwayi bok götürürse nolur soruları kafamızda, istasyona gittik...Shea stadında inecez...Bi müddet sonra yerüstüne çıktı metro...Etrafı izledik...Queens'ten felam geçti...Varoşları inceledik...Bizden iyi yaşıolar...Shea stadında indik...Bu şeeeaaa, eşşşşeeeiiin şeeeea, ama eşşşein kendisi değil....Shea başka bi büyük stad içinde sanırım cirit, uzun eşek, kukalı saklambaç vb gibi amerikalıların ata sporları yapılıyor...Bunun ters istikametinde ise eşşşeeeaa stadı var...Adını hatırlamıom yaw :( Yani bütün tenis kompleksi...Zaten eşşşeeeaa ile eşşeeea'nın şeeeaa'sı nın birbirlerine zıt durmaları tamamen anatomik bir doğrusallık değil mi...Neysem biz yürümeye başladık bizi ilgilendiren komplekse doğru, içimizde yılların verdiği bir komplekse, "ohaa!" falan dioruz adamların habitata...20 metrede bir bir görevli baarıp çaıırp yönlendirio insanları...Sırt çantalarını emanete bırakıp işin bitince alıosun...Daha komplexe girmeden...Gerçi benim biletimi almam gerekiodu...Önce sırt çantamla gittik...Bi güzel kuyruğa girdik gişelerin önünde...Gişelerin önünde bi kadın almış mikrofonu eline, "yeni bilet alacaklarrr burayaaa, haydiiii, 4. veznee boşaldııı, çabuk llaam" falan die bağırıp nilleti hizaya sokmaya ve olayı çabuklaştırmaya çalışıyordu...Bizim gibi rezervasyonlulara ise gelip, arkada kiosk vaar, korkmayın yeni şeyler denemekten, burda beklemenize gerek yok, kredi kartınızı geçirip bileti alabilirsiniz vs gibi bişiler dedi, ama kimse iplemedi kadını...Neysem vezneden aldım bileti...Sonra tekrar çanta kontrolünün oraya gittik...Efendim benim çantam çift askılıymış, yeşiminki tek askılıymış...Benimkine el koydular...Alla alla, aynı büyüklükte kardeşim çantalar...Book bag mi ne dedi, sensin bok bebek...Yeşim de kendi çantasını taşımamak için benimkinin içine koydu...3-5 dolar bişi verdik neyse, yanımızda bi tek ufak bel çantası var...Stada girecez, ama hiç çantası olmayanları bir kapıdan alıyolar...Bizimki gibi ufak bir çantası olsa bile başka bi kuyruğa gidiosun...Ben emin olamadım Yeşim'in çantasını gösterip(el kadar bişi) bununla giremioz mu dedim, adam "this is a baaagg!" dedi...Nasıl anladın lam dedim ben de...İçimden...Güney girişe yönlendirdiler bizi...Gittik, acaip bi kuyruk...Biz kuyruktayken ilk maç başladı...Biletleri alırken maçlar belli değildi, sanırım turnuvaya çok yakın belli oluyor...Girerken maç programını aldık oh be ne süper, Yeşim çok sevindi...Çünkü 2. maç dünya sıralamasında 1.olan avrat sporcu henin, 3.maç ise gene 1. olan ama erkeğe benzeyen federer'in maçıydı...Gittik yerleştik yerimize...Bu arada acaip sıcak, beynimiz haşlanıo...Ben şapka almışım yeşim de yok ama ikimiz de dayanamıoz...Aralarda koltuklardan inip püfül püfül esen koridorlara gidip, 5 dolara su alıp kazıklanıoz, kafamızı yıkıoz tuvalette felam...Yemekler çok paalı geldi yemedik...Ama Yeşim'e bir hatıra şapkası aldık...Stad gerçekten harika ama...Orda birileri maç falan etti hoşuma gitti, Yeşim niye bu kadar delirdi o fender denen adam çıkınca anlamadım...Ben Gibson severim halbuki...Neysem karım sevindi ya yeter...Bu arada Kerem başta olmak üzere bir sürü kankamla mesajlaştım...Kerem "çükünü salla belki kameraya çekerler" dedi, ama benimkini yakalayacak zoom olmadığı için çekemedi herifler :) Eh işte, böylece maçlar da bitti, biz de bittik...Çantalarımızı alıp istasyona doğru gittik...Bu sefer subway'e değil trene bindik...Tam bizim otelin altında duruo...LIRR(Long Island Rail Road)...One-way ticket aldık, girişte bilet görevlisi biletimi tutup bööle bişilerle zımbaladı ama bırakmadım bileti ben, "bende kalcak bu" diye kızdı adam...Vermiom lam...Meğer benden önce geçen adamın ki round-tripmiş...Ondan zımbalayıp geri vermiş ona....Çok rahat bir express tren yolculuğundan sonra otelimize vardık...Duş alıp temizlendik felam...
Akşam tekrar times meydanına gidip dolandık...Yeşim yalvarmalarıma ve somut kanıt olarak gösterdiğim ayağımın altındaki baloncuğa aldırmadan beni dolaştırdı...Sonra da hard rock cafe'ye yemeğe gittik...Ünlülerin gitarları, bi sürü hediyelik eşya, almadım inat, Yeşim'in tüm ısrarlarına rağmen...Fajita yedim ben çok güzeldi...Bira içtim...Sonra daa, insanoğlu bu, gidip zıbardık işte gene...

Hiç yorum yok: